tatangaların tarihçesi
İşte S.spor resmi sitesine yollanan bir ileti Ben
Ben hasta ama anormal bir taraftar grubunun lideriyim. Öncelikle Sakaryalı kardeşlerimi selamlar biran önce Sakarya Spor'u süper ligde görmek istiyorum. Ayrıca Sakarya'ya karşı bir sevdamız bir gönül bağımız var. Her ne kadar sizin kadar olmasa da bizde seviyoruz Sakarya'yı. Sakarya - Fener kardeş bunu kimse bozamaz.
Bir gün Kocaeli - Sakarya maçına gittim 20 kişiyle İzmit'e. Sırf Sakarya'yı desteklemek için. Hem Sakarya hem Fener atkısı var. Tam trenden indik stada doğru ilerledik, karşımıza kalabalık bir gurup çıktı. Renkleri fark edemediğimiz için onları da Tatangalar gurubunda sandık bağırmaya başladık. " Alemin kralı Sakarya geliyor" onlar da "Sakarya" diye bağırınca iyice gaza geldik. Bu sefer ağza alınmayacak laflar söyledik. Meğer onlar "Sakarya" diye bağırırken diğerleri etrafı sarmaya başlamış. Tabi jeton düştü ama boğazda kaldı. Ondan sonra Allah ne verdiyse adamlar bizi salça gibi yaptı. Çevik kuvvet gelene kadar dayak yedik. En çok Fenerliyiz diye dayak yedik. Neymiş Sakarya'nın dostu onların düşmanıymış. Öyle bir dayak yedik ki 6 arkadaş 25 gün iş göremez raporu aldı. Sonra maça girmeden Kocaeli devlet hastanesine sevk edildik. Oradaki doktorlar bile halimize acıdı. Çünkü konuşacak halimiz yoktu. Bizi üzen hiç bir kimsenin aramaması.
Canımız feda sana SAKARYA
Genç Yengeç Grubu 600 gençlik
20 kişiyle şehit olmaya gittik
fedakar FENERBAHÇELİLER
Sevgine uzaktan bakanlardan olmadık biz..
| Sevgine uzaktan bakanlardan olmadık biz.. Sevginin içindeydik, Yeşilin her tonuysa bizim içimizdeydi. Sevgin bir sarmaşıktı Sakaryam, sarmıştı heryanımızı. Yürekliydik, cesurduk, Yürüdük ve yorulmadık... Bizi yolumuzdan döndürecek herhangi bir güçte yoktu üstelik. Ne hayallerimizi bıraktık ne de gerçeklerden uzaklaştık. Bazen yere sapasağlam basarak, bazen bulutların üzerine çıkarak yaşadık Sevgini, Coşkunu, Üzüntünü. Kimseye aldırmadık, tek söz söylemedik. Madem bu sevda bizimdi, madem coşku herşeyimizdi; öyleyse korumak en önemli görevimizdi. Koruduk ve bıkmadık... Korkakların ve iki yüzlülerin dünyasında bir sevdayı ayakta tutmak kolay değildi elbette... Yüreklerimiz kocamandı, içine kocaman dünyaları alırdı. En zor anımızda sevdamıza sığındık. Birbirimizin içine aktık. El eleydik her zaman. Yan yanaydık, can canaydık. Sıcacıktık ve soğumadık... Farklılıkların, insanları zenginleştirdiğini biliyorduk. Başkasına en aptalca gelebilecek şeyleri yaparken bile çok eğleniyorduk. Kimin ne dediğini, bize gülüp gülmediklerini önemsemiyorduk. Birbirimizin renk aşkını yaşatabildiğimiz için Allah'a şükrediyorduk. Birimiz için ölmemeli, birbirimiz için yaşamalıydık. Sevdikçe sana daha çok bağlandık. Sarıldık ve bırakmadık... Geçmeyecek, bitmeyecek, ölmeyecek bir sevda bu... Zaman geçecek ama bu sevda asla bitmeyecek. Asırlık bir çınar gibi sağlam kökler salacak toprağa. fırtınalar kopacak, yağmurlar yağacak, karlar kaplayacak her yanı ama yıkılmayacak. Biz yaşayacağız ve sevdamız hep var olacak... Ey benim Yeşil sevdam, Sana söz bu yürek her atışında senin adını anacak... |
Genç Tatanga
Çark Caddesi’nden Stadyum’a, görünürde taraftar yoktu. Yanılmışım; işte binlerce!
Ansızın öyle, gökten yağar gibi görünüverdiler..
Yaya kaldırımından evine gecikmiş gibi birkaç kişi, durup baktılar.. Bakılmayacak gibide değil ki… Bir acayip. Stadyum’da atkılı, yeşil siyah renkli binler sıralanmışlar.. Bin tanık ister yaşadıklarına. Gene de 15 tabura yakındı sayıları.
Tatanga davula bir tokmaktırki, vurdu… Tokmağı eli değilde, elini davul vurdu sandım..
Neydi, neyin nesiydi bu Tatangalar? Aydan mı inmişlerdi, ne? Olmaz olmaz, her şey olur. Ama öyle bir istekliydilerki, anlatılmaz yaşanır..
Geride kalan taraftarlar, stat’a vaktinte yetişmek için olacak, dolu dizgin gidiyorlardı… Öyle bir gidiyorlardı ki… Ardından genç tatanga’lar ölesiye koşuyor, düşe kalka kovalıyordu onları.. “Beni de alın stat’a sığınırım bir köşeciğe.. Beni sevdamdan yalnız bırakmayacaksınız değil mi?”
Çığlıklar tizleşerekten gitgide, bir iki dakika daha duyuldu..
Caddeye bakan pencereler açıldı birer ikişer. Elinde bir bayrak, bir gölge belirdi camlardan birinde, bir göz attı aşağıya..
Bu “Yeşil Siyah” adamlar arasında Birer Birer Tatanga’lar, üzülüyordu bu çocuklara.. Çöp gibi bacaklarıyla stadyuma gireceğim diye yırtınan yavrulara.. Gözleri dikilmiş ağabeylerine sevimli sevimli bakıyorlardı.. Ağabeyleri onlarada öğretiyordu Sakaryaspor’lu olmanın gururunu. Onlarıda maçlara götürüyorlardı.. Öyle seviniyorlardı ki, artık onlarda bir Sakaryaspor taraftarlarıydı..
Onlar içinde tek bir hedef vardı artık, küçük yaşından başlamış, gidebildiği yere kadar gideceği Yeşil Siyah’ı vardı. Gönülleri takımını desteklemek ile dolup taşmıştı.
O ufak ağızlarından çıkan “Yeşil Siyah” sözleri vardıki, görülmeğe değer..
Bağırıyordu, bağırıyordu ki, “Yeşil Siyah” diye, kendini belli ediyor ve her zaman burada olacağını bir kez daha anlatıyordu.
Artık Bende Bir “Genç Tatanga” yım diyordu..
İşte o gün bir kez daha kanım kaynadı, hasret kaldım sana.. Gözlerimi ayıramadım senden..
O haykırışına, o “Yeşil Siyah” sevdanı yansıtışına…
İşte Taraftar Bu
| İşte Taraftar Bu |
|
Şişirip yelkenleri, açılma vaktin gelmiştir Süperlig'e. Bilirsin ki ne fırtınalar,ne deli dalgalar beklemektedir seni. Ama Bilirsinki Taraftarın Hep Yanında, Yüzün Güler. İşte Taraftar Bu... |
SAKARYALI OLMAK MI? SAKARYASPORLU OLMAK MI?
Ülkemizde iç göç her geçen gün doğudan batıya doğru hızla artmaktadır . Bu göç hareketi, kendi içine kapalı Anadolu kentlerinin homojen nüfus yapısını bozmaktadır.
Şehir kültürü, ortak davranış modelleri gibi yerel unsurların tek düze olduğu Anadolu kentleri metropoller gibi farklılıklarla tanışmaktadır.
Bu sosyolojik gerçek şehrimiz için de geçerlidir. Ülkemizin farklı bölgelerinden ilimize göç eden çok sayıda insan, ne yazık ki yanlış politikalar sebebiyle Sakaryaspor’u desteklememektedir.
Doğum yeri Sakarya olmayan bu kitleler, doğru bir propagandayla Sakaryaspor’a yönledirilebilir. Bu tür çalışmalar İzmit, Bursa gibi çok göç alan şehirlerde yapılmaktadır. Kocaeli veya Bursa tribünlerini dolduran taraftarların önemli bir kısmı oraya göç eden ailelerin çocuklarından oluşmaktadır.
Kocaelispor taraftartarlarına ait internet sitesinde gördüğüm “ Kocaeli’de doydum Kocaelisporlu’yum...” ibaresi İzmitli’lerin bu gerçeğin farkında olduklarını ispatlamaktadır.
Takımımız eğer taraftar sayısını arttırmak istiyorsa, İzmitli’ler gibi bu tarz çalışmalar yapmak zorundadır. Çünkü Türkiye’nin en fazla göç alan şehirlerinden birisi de Sakarya’dır.
Bizler, şehrimize farklı yörelerden göç etmiş olan arkadaşlarımızı Sakaryalılık’la değil Sakaryasporluluk’la tanıştırmalı; adeta Sakaryaspor çatısı altında bir üst kimlik oluşturmalıyız.
Farklı doğum yerlerine, , örflere, kültürlere sahip ama yaşadığı şehrin takımına gönül vermiş bireyler oluşturmalıyız.
Trabzonspor’un eski kulüp başkanı Atay Aktuğ benzer bir düşünceyle, katıldığı bir televizyon programında takımına Trabzon denilmesine tepki göstermiş; onun yerine Trabzonspor denmesini istemiştir. Çünkü Trabzonspor’a Trabzon demek, o takıma yerel bir sınır çizmektir. Bu diğer Anadolu takımları için de geçerli bir durumdur.
Bizler de Sakaryaspor’a yerel sınırlar çizmemeliyiz. Gücünü Sakarya’nın yerel kültüründen alan; fakat farklı yörelerin fertleriyle renk kazanan güçlü bir Sakaryaspor, ancak böylelikle modern futbola uyum sağlıyabilir.
Kimsenin doğum yerini değiştiremeyiz ama desteklediği takımı değiştirebilmek bizlerin elinde...



![tatanga_pankartlar[1]](http://img0.bloggum.com/upload/lib/img/12657/75/r_f5prrr9bigb0fool6v4n.jpg)








